İnsan eliyle önlenebilecek kazaların yükümlülüğünü Allah’a yüklemek küfürdür.

Hacı Mevlut Baba çağrıldığı davete sünnet olduğu için gider; İnsanlarla konuşur ve muhabbet etmeyi severdi. Çok Lüks ve şatafatlı yemekleri sevmezdi. Gösterişli ve lüks sofralara da firavun sofraları derdi. İnsanların çok mal varlıklarının olması; onlara çok lüks yemekler yemesi hakkını kazandırmayacağı görüşündeydi.
Yemekler hazırlanmış görünüş itibariyle hiçbir eksiği yoktu. Hacı Mevlut Baba’ya ölmüş leş hayvan kokusu geldi. Dervişlere burada farklı bir kötü koku alıyor musunuz diye sordu. Dervişler güzel yemek kokularından başka bir koku almıyoruz efendim dediler.
Geçmiş tecrübelerinden haram lokma olabileceği aklına geldi. Ev sahibini yanına çağırdı. Evladım sen ne iş yaparsın dedi. Ev sahibi kendisinin Müteahhitlik yaptığını ve bu yemeği de inşaatında geçen hafta iş kazasında ölen işçisinin hayrına verdiğini belirtti.
Hacı Mevlüt Baba kazayı anlatmasını istedi. Müteahhit efendim bizim işin doğasında bu var. Allah’tan geldi ne yapalım dedi. İşçinin başına yukarıda kalas düşmüş ve ölümüne neden olmuş. Hacı Mevlüt Baba önlem alınamaz mıydı diye sordu? müteahhit önlemlerin çok pahalı olduğunu başka türlü para kazanamayacağını anlattı.
Hacı Mevlüt Baba dünyada hiçbir maddi gücün masum bir insanın canından daha kıymetli olamayacağını belirtti. İnsan eliyle önlenebilecek kazaların sorumluluğunu Allah’a yüklemek küfürdür buyurdu. Üretimin doğasında güzellik, bereket ve mutluluk vardır. Ölüm yoktur. Her kim ki bunun aksini söylüyor; bilin ki o şeytanın ta kendisidir. İnsanların namazı, dış görünüşü sizleri aldatmasın yaptığın işin hak olup olmadığına bakın buyurdu.
Bir lokma almadan yemekten ayrıldı. Müteahhit şaşırdı hiç böyle bir şeyh görmemişti. Müteahhit davetli Müftüye hocam bize hurilerden cennetten bahset dedi. Şaşırdı müteahhit. İnşaat işi bir şeyhi ne ilgilendirir ki dedi. Cennetten bahsetsin, namazdan abdestten bahsetsin istedi. Müftü efendi anladı. Hacı Mevlüt Baba haklı buyurdu. Otuz gündür ramazanda namazı anlattım, bu kadar zülüm varken ne etliye karıştım nede sütlüye karıştım.
Nerde bir zülüm var ise derviş mazlumun yanında yer almalıdır buyur du Hacı Mevlut Baba.