Archives

Küsmek Bize Haram Kılındı

Aralık 6, 2015 Posted by Mustafa ODABAŞ COMMENTS (0)

Hacı Mevlüt Baba’nın müritlerinden birinin kızı, hayırsızın tekine aşık olur ve ana babasının rızasını hiçe sayarak onun peşine takılıp Erzurum’dan İstanbul’a kadar gider. Ar damarı çatlamış adam ise uzak diyarlarda namusuna sahip çıkmak şöyle dursun, onu çirkef yerlerde çalışmak zorunda bırakır. Bu durum sadece kızı zor durumda bırakmakla kalmaz, Erzurum’a kadar ulaşan dedikodular yüzünden kızın ailesi de el içine çıkamaz hale gelir.
Durumdan haberdar olan Hacı Mevlüt Baba müridini yanına çağırır ve ondan olup biteni anlatmasını ister. Kızının başına gelenleri gözyaşları içinde Hacı Mevlüt Baba’ya anlatan mürit, “Efendim ben onu evlatlıktan reddettim” der. Hacı Mevlüt Baba önce dertli babaya sarılır ve onunla beraber gözyaşı döker. Onun derdiyle dertlendikten sonra Şeyhliğine yakışır halde derman sunmaya geçer. Müridine der ki: “Evladım! Evlattıktan reddetmekle bu iş çözüme kavuşmaz. Ayrıca bize anaya, babaya, evlada, kardeşe, müride küsmek haram kılındı.” Hacı Mevlüt Baba çözümü sadece nasihat etmekte bırakmaz, müridini tanıdığı bir emniyet müdürüne gönderir ve “Git kızımızı o sefil hayattan kurtar” buyurur.
Derviş, denileni harfiyen yerine getirir. Hacı Mevlut Baba bununla da kalmaz ve Bursa’daki fabrika sahibi bir müridine haber göndermekte de gecikmez. Zengin mürit Erzurum’a gelir ve Hacı Mevlüt Baba’nın talimatı doğrultusunda mağdur durumdaki dervişin evini Bursa’ya taşır. Onlara iş verir, aile huzurlu bir şekilde hayatlarına Bursa’da devam ederler. Kızlarını yanlarına almış vaziyette.
Zamanla Hacı Mevlut Baba’nın yolu Bursa’ya düşer. Derviş’in kızı mutlu bir evlilik yapmış ve huzura kavuşmuştur. Kız Hacı Mevlut Baba’yı görmeyi çok ister fakat utancından da huzuruna çıkmaya cesaret edemez. Hacı Mevlut Baba kızı “Günahından tam olarak dönüp tevbe eden, onu hiç işlememiş gibidir” hadisiyle teskin eder ve onu dervişliğine kabul eder.
Hacı Mevlüt Baba, her hal ve hareketi, söz ve nasihatlarıyla şunu gösterir ki: Şeyh üst akıldır. Üst akıl olmakla beraber ulaşılamaz da değildir. Şeyh sırça saraylarda veya her daim dağ başlarında uzlette yaşamaz. Aksine her daim müritleriyle, insanlarla içiçedir, hayatın içindedir. Onların dertleriyle dertlenir, derde derman olur. Sevinçleriyle de sevinir.

Mülkiyeli Mustafa ODABAŞ