DERVİŞ GÖNÜLSÜZ DÖKÜLEN BİR BARDAK SU BİLE İÇMEZ

Allah Zülcelâli Velikram Hazretleri, bazen rüyalar yoluyla sevdiği kullarının gönüllerini feraha erdirir, kalplerini sürurla doldurur. Veli kullar, Allah’ın izni ve rahmetiyle rüyalara teşrif eder ve rüya sahibini birçok ilahi ikram ve müjdeye nail kılarlar. Hacı Mevlut Baba da müjdelenen insanlardan biridir. Doğumu rüyasında Hacı Ahmet Babaya müjdelenmiş, ismi de bizzat Fahri Kainat Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi vesellem) tarafından rüya âleminde konulmuştur. Hacı Mevlut Baba’ya da yedi dervişinin doğumunun müjdesi rüyasında verilmiştir. Dört bayan ablamız, üç erkek abimiz bu şerefe nail olmuştur.
Hacı Mevlut Baba, bir gece rüyasında Peygamber Efendimizi (sav) görür. Efendimiz (sav) ona “Evladım Mevlut! Van’daki dervişlerden Hamza’nın bir kızı dünyaya gelecek. Git duasını et, adını da Ayşegül koy” diye emir buyurur. Hacı Mevlüt Baba da uyanır uyanmaz ilk iş olarak uzak mesafelere aldırış etmeden rüyasında kendisine telkin edilen vazifeyi yerine getirir.
Müjdelenmiş insanlardan biri olan Ayşegül, İmam Hatip Lisesini bitirmiş aynı zamanda hafızlık eğitimini tamamlamıştır. Genç ve güzel bir kızdır. Evlenme çağı gelince annesinin zoruyla istemediği biriyle evlendirilir. Ayşegül, evleneli iki sene geçmez felç geçirir ve tek tarafı tutmaz olur. Onu güzelliği için alan hain adam da, bir kızı olmasına rağmen boşanma davası açar.
Duruşma günü hâkim, Ayşegül Hanıma ve kızına iyi bir nafaka bağlayarak boşanma davasını karara bağlamak ister. Ayşegül Hanım, nafakayı ısrarla reddedince iyi niyetli hâkim meraklanır ve sebebini öğrenmek ister. Ayşegül Hanım da başlar anlatmaya:
“Hâkim Bey! Bizler Rufai Tarikatında Hacı Mevlut Baba’nın dervişleriyiz. Ailemde derviş olan tek babamla benim. Annem ehli dünya bir insandır ve parayla makamdan başka hiçbir şeye itibar etmez. Bana bu dünyada en çok kimi seviyorsunuz derseniz cevabım “babam” olur. Hacı Mevlüt Babam ve kendi babam.
Birgün Hacı Mevlüt Babam Van’a geldi. Ben o zamanlar ilkokul 3’e gidiyordum. Babam da Hacı Mevlüt Baba’yı ve beraberinde bulunan dervişlerini bize yemeğe davet etti. Annem her zaman ki huysuzluğuyla söylene söylene yemek hazırladı. Neymiş gariban bir memur ailesiymişiz, o kadar kişiye ziyafet çekecek gücümüz mü varmış… Söylendi durdu. Hacı Mevlüt Baba bizim evi şereflendirince koşa koşa gidip elini öptüm. Hacı Mevlut Babam da beni alnımdan öptü ve “Ayşegül kızım! Seni çok özledim ve o kadar yolu sırf seni görmek için geldim” dedi. Hacı Mevlüt Baba bizde bulunduğu müddetçe hep elini tuttum, yanından hiç ayrılmadım.
Sofra kuruldu, herkes yemekleri yedi ama Hacı Mevlut Baba sofradan bir lokma ekmek, bir kaşık çorba bile olsa ağzına sürmedi. Sofrada su bulunmasına rağmen bir yudum su bile içmedi ve bana dönerek “Ayşegül kızım bana bir bardak su getirir misin” dedi. Gittim suyu getirdim. O zaman anladım ki Hacı Mevlut Babam gönülsüzce dökülen bir bardak suyu bile içmeye tenezzül etmedi. Allah şahidim olsun ki; Ben de bu adamın bir kuruşunu dahi yemem, çocuğuma da yedirmem.”
Hâkim, Ayşegül Hanıma hiç nafaka bağlatmadan, kızının vasiliğini de annesine vererek boşanmayı gerçekleştirdi. Ayşegül Hanım, mihrini, ziynet eşyalarını da adama bırakarak ondan ayrıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kuran Kurslarında öğretici olarak çalıştı.
Hacı Mevlut Baba, Hâkkın rahmetine kavuşalı on yıl olmuştu. Hacı Mevlüt Baba, kendisine geleceğimi bildirdiği için Hamza abiyi ziyarete Van’a gittim. Hamza abinin evinde sohbet ederken Ayşegül abla çarçafını giymiş olarak yanımıza geldi ve “Hoş geldin Mustafa. Şeref verdin!” dedi.
“O şeref bana ait Ayşegül abla. Zira sen doğumu bizzat Efendimizce (sav) müjdelenmiş mübarek bir insansın” diye mukabelede bulundum. Bu sözlerim üzerine Ayşegül abla mutluluktan gözyaşlarına hakim olamadı ve ağlamasının görülmesini istemeyerek içeri geri gitti.
Daha sonra sofra kuruldu. Yemeği görünce “Ayşegül abla! Benim en çok sevdiğim yemeğin etli hıngala olduğunu nereden bildin?” diye sordum. Ayşegül abla da Hacı Mevlüt Baba’nın şahsımdan bahsettiğini ve Ardahan’lı Ahıska muhacirlerinden olduğumu naklettiğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben de Ardahanlı Ahıska muhaciri arkadaşlarıma en çok sevdikleri yemeğin adını sordum. Onlar da ağız birliği etmişçesine ‘Etli hıngalaya hiçbir Ardahan’lı hayır diyemez’ dediler.”
Ayşegül abla babasına dönerek “Mustafa’nın dediğinden senin de haberin var mıydı baba?” diye sordu. Hamza abi “Vardı ama söylemeye iznim yoktu kızım” dedi. Hamza abinin büyük oğlu Ahmet ise birden lafa karışarak “Şimdi anlıyorum” dedi. Neyi anladığını da şöyle açıkladı: “Birgün babam hasta yatıyordu. Ben hangi sebepleydi bilemiyorum sinirime hakim olamamış ve Ayşegül’ün üzerine yürümüştüm. Babam birden hasta yatağından kalktı ve ‘Oğlum Ayşegül’e dokunma, eğer vuracaksan bana vur’ demişti. O zaman babamın bu tavrını garipsemiştim ama şimdi taşlar yerine oturdu.” Ahmet’in Ayşegül’e olan sevgisinin nasıl katmerlendiğini o gün kardeşine olan hayranlıkla dolu bakışından hissetmiştim.
Hamza abinin hamını ise bana baktı ve “umduğumu bulamadım” dedi. Hamza Abi ile Ayşegül abla hemen çıkıştılar. Ben de “Gül teyze! Sen Hacı Mevlut Babayı da görünce bir şeye benzetememiştin. Bir şeye benzetseydin gerçekten alınırdım. Sen derviş değil Türk dizilerine jön arıyorsun” dedim. Gülüştük. Gül teyze tekrar bana dönerek “Ayşegül seni tanımaz. Ama sen geleceksin diye heyacanlandı ve hiç kimseye göstermediği hizmeti gösterdi. Anladım ki Hamza, Ayşegül ve sen birbirinizi çok seviyorsunuz. Ben hep Ayşegül ile Hamza’nın birbirlerini sevdikleri kadar beni de sevmelerini istedim. Bana bunun yolunu göster” dedi. Ben de ona şu cevabı verdim:
“Gül teyze sihirli formül Allah’ı çok sevmek. Biz birbirimizi sevmek için özel bir çaba sarfetmiyoruz. Biz Allah’ı seviyoruz o da bizi birbirimize sevdiriyor.”

Aralık 17, 2017 / Posted by Mustafa ODABAŞ / COMMENTS (0)

Categories: Yazılar

Currently there are no comments related to this article. You have a special honor to be the first commenter.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>