GÖNÜL PARASI

Ankara’yı bilen Çıkrıkçılar Yokuşunu da bilir. Çıkrıkçılar yokuşu orta ve alt gelir grubunun mefruşat ihtiyaçlarını karşıladığı çarşıdır. Çarşının esnafı genelde mütedeyyin insanlardan oluşur. Bu çarşının esnaflarından biri olan Cemal abi, fakirleri ve garibanları koruyan, gönlü zengin bir insandır. Hacı Mevlut Baba’ya intisaplıdır. Ama Ankara’daki dergâha pek gidip gelmiyordu. Nedenini sorduğumda görevli şahsa ısınamadığını söyledi. Benimle Hacı Mevlut Baba’ya bir şeyler gönderir. Hacı Mevlut Baba’nın gönderdiklerini de ben kendisine iletirdim.
Dükkanının üstünde küçük bir odası vardı. Sohbetlerimizi orada yapardık. Cafer’i de orada tanıdım. Meczup birisiydi. Hacı Mevlüt Baba’nın dervişlerindendi. Yıllarca Çıkrıkçılar yokuşunda hamallık yapmıştı. Yaşlanınca işi bırakmıştı. Eksik kala SSK pirimlerini de Cemal abi yatırıyordu. Emekliliğine bir yıl kalmıştı. Hiç evlenmemiş, çoluk çocuğa karışmamıştı. Bir caminin tuvaletlerine bakıyor, oradan aldığı parayla geçiniyordu. Cemal abi ona Sakalarda bir gecekondu almıştı. Cafer orada kalıyordu. Hastalanınca Cemal Abiyle evine birkaç kez gitmiştik. Evi tertemizdi.
Cemal Abi yeni bir araba almıştı. Yolda kaza yapmış, arabası hurdaya dönmüştü. Haberim olunca yanına gittim. Morali çok bozuk, çok mutsuzdu. Geçmiş olsuna gelenler arasında Cafer de vardı. Cafer, Cemal Abinin elini öptü, cebindeki en büyük paranın bir küçüğünü Cemal abinin ceketinin cebine koydu. Cemal Abi “Cafer bu nedir?” diye sorunca Cafer: “Gönül parası” dedi. Bir anda bütün gözler Cafer’e çevrildi. Cafer ise “Mustafa anlatsın” demekle yetindi.
Hacı Mevlut Baba sohbetlerinde “Bir insanın başına bir felaket gelince ister fakir olsun ister zengin ona bir miktar para yardımı yapın ki onun başına gelenlere üzüldüğünüz, duanın yanında fiili olarak da onun sıkıntısını paylaştığınız belli olsun” derdi. Bu paranın ismini de “gönül parası” olarak koymuştu. Bu olay üzerine Cemal abininin yüzü güldü, eski sıkıntısından eser kalmadı.
Hacı Mevlut Baba da bizi böylece tekrar kaybolmuş bir güzellikten daha haberdar etmiş oldu. İyi ki vardı.

Nisan 3, 2017 / Posted by Mustafa ODABAŞ / COMMENTS (0)

Categories: Yazılar

Currently there are no comments related to this article. You have a special honor to be the first commenter.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>