Şeyhliği kazanmak kolay,sürdürmek zordur

Erzurum’da Allah (c.c.) dostlarından bir şeyh, kendi yerine bir “postnişin” yani şeyh atayarak Hakkın rahmetine kavuşur. Hacı Mevlut Baba ile birlikte Erzurum’un manevi üstatlarının da katıldığı törenle şeyhliğe geçen kişi, zamanla şeyhlik makamını hizmet makamı değil de saltanat makamı zannetmeye başlar ve giderek Sırat-ı Müstakim’den ayrılma emareleri göstermeye başlar. Geçimini dervişlerinin sırtına yıkar ve şeyhliğe yakışmayacak davranış tarzları içine girer. Üstelik makamına değil nefsine hak ettiği saygıyı göstermeyenleri de azarlar. Bütün kötü gidişatına rağmen kendisinde “ismet” sıfatı olduğu zannına kapılmaktan da geri durmaz. Bu durum giderek dervişleriyle atışmasına ve onlar tarafından da kabul görmemesine kadar gider.
Şeyh ve müritler bu durumda Hacı Mevlut Baba’nın hakemliğine karar verirler ve huzura gelirler. İlk sözü şeyh alır; kendi Şeyhi’nin nasıl birisi olduğu ve onun yalan söyleyip söylemediğine şahit olup olunmadığı konusunda teyit ister. Kendisine şeyhlik verildiğinde Hacı Mevlut Baba’nın da hazır olduğunu ve şeyhliğinin Hacı Mevlut Baba tarafından da onaylandığını hatırlatmayı da unutmaz. Şeyhi dinleyen Hacı Mevlüt Baba, kullukta asıl olanın bir ömür boyu devamlılık olduğunu şu veciz sözleriyle aktarır:
“Evladım senin Şeyhin Allah (c.c.) dostu bir zat idi. Yalanına hiçbir kimse şahit olmamıştır. Sizi şeyh olarak tayin ederken bende oradaydım. Ve şeyhliğinize onay verdiğimiz de doğrudur. Lakin dikkatten kaçırdığınız husus şeyh olmanın kolay, şeyh olarak kalmanın zor olduğudur. Size bir misal vereyim: Ehliyet almak için kursa gidersiniz ve daha sonra bir sınava tabi tutulursunuz. Sınavdan geçersiniz ve ehliyetinizi alırsınız ve onunla araba kullanmanız açısından hiçbir beis kalmaz. Ama zaman içerisinde gözleriniz kör, ayaklarınız topal, elleriniz tutmaz olabilir. Böyle bir durumda siz “Benim ehliyetim var illa ki araba kullanmaya devam edeceğim” diyebilir misiniz” Sizin ehliyetinizin olması size araba kullanma hakkını vermez. Gözünüz görür, ayağınız ve eliniz tutar haldeyken size bu ehliyeti veren suçlu sayılır mı? Sayılmaz. Zira size önceden ehliyeti veren sonrasında sizin gözlerinizin kör olabileceğini tahmin edemez ki… Zatınız Sırat-i Mustakim’den rücu ettiğiniz için şeyhlik hakkını kaybettiniz. Elinizdeki ehliyetin hiçbir hükmü kalmamıştır. Erzurum’u terk ediniz. Tövbe ediniz ve imanınızı kurtarmaya çalışınız. Hak yolunun haramisi olmaktan da vazgeçiniz.”
Hacı Mevlüt Baba daha sonra mecliste hazır bulunan müritlere döner ve onlara da şöyle seslenir: “Evlatlarım! Sizin en büyük mürşidiniz Kur’an-ı Kerim ve Sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (sallallahu aleyhi vesellem) sünnetidir. Sonra Ehli Sünnet mezhep imamlarımız gelir. Şeyhinizin sözleri bu silsileye uyduğu müddetçe bir anlam kazanır. Bu silsileye uymayan hiç kimse tarikatta ne şeyh ne de mürit olarak yer alamaz.”

Mülkiyeli Mustafa ODABAŞ

Eylül 13, 2015 / Posted by Mustafa ODABAŞ / COMMENTS (0)

Categories: Yazılar

Currently there are no comments related to this article. You have a special honor to be the first commenter.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>